“Hayvan Sergileyen İşletmecilik Vicdana Sığmaz”

“Önce aslan, şimdi de flamingo… ‘Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi’ne sahip işletmeler yaban hayvanlarını istedikleri gibi tutsak tutabiliyor. Hayvan hakları savunucuları ise bu durumun bir hak ihlali ve istismar olduğu görüşünde.”

Yazı:Hikmet Adal | Bianet | 23 Temmuz 2019

Sosyal medya üzerinden İstanbul, Çatalca’da bulunan ‘Flamingo Köy’ adlı kahvaltı mekanında bulunan flamingoların kaçmasınlar diye kanatlarının kesildiği iddia edildi.

Olayın gündem olmasıyla birlikte Twitter, Facebook, Ekşisözlük gibi sosyal medya platformlarında konuyla ilgili binlerce yorum ve eleştiri yapıldı.

Beyaz Masa: İşletmenin belgeleri tam

İddialar üzerine İBB Beyaz Masa mekanı denetledi ve denetim sonucunda ‘Flamingolara eziyet, kuyruk, kanat kesme gibi herhangi bir olumsuzluk’ görmediğini açıkladı.

İBB’den yapılan açıklamada işletmenin ‘Av ve Yaban Hayvanı bulundurma Belgesi’ne sahip olduğu belirtilerek durumun yasal olduğu vurgusu yapıldı. İBB ayrıca flamingoların bakım ve beslenme şartlarının uygun olduğunu sonucuna vardı.

Flamingoların şiddet görmemesi her ne kadar rahatlatıcı bir durum olsa da ‘Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi’ne sahip olan işletmelerin bu hayvanları doğal ortamından koparıp ticari faaliyetleri için kullanması rahatsızlık verici.

Yine geçtiğimiz sene Temmuz ayında İstanbul Beykoz’da bulunan “Mevzoo” adlı bir kafede aslan, timsah, flamingo ve papağanların alıkonulması, cam bir kafes içerisinde hayvanların doğalarına aykırı koşullarda yaşamaya zorlanması tepkiyle karşılanmıştı.

Hayvanların bu koşullarda yaşamak zorunda bırakılmasını Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Burak Özgüner ve Hayvan Hakları Savunucusu Tolga Öztorun bianet’e değerlendirdi.

Öztorun: Türkiye’de hayvan refahı için çalışılmıyor

Şu an flamingoların çok popüler olduğunu dile getiren Öztorun “Her dönem belirli hayvanlar popüler oluyor. O popülariteyi yakalayan hayvan cezalandırılıyor. Yunuslar, golden retrieverlar… İnsanlar bir süre sonra o hayvandan vazgeçecek ama daha sonra bir başka hayvan popülaritesini kaybetmiş hayvanın yerini alacak. Bu bir kısır döngü. Bunun artık değişmesi lazım” diye konuştu.

Hayvan esaretini ahlaksızlık olarak nitelendiren Öztorun, şöyle devam etti:

“Dün olanlar hayvan hakları ihlalinin ve istismarının doruğu. Bu hayvanlar göç eden hayvanlar. Göç zamanını kaçırdıkları zaman yaşama şansları yok. Aynı fayton atları gibi. Görevlerini tamamlayıp ölecekler. Şuna eminim ki asla orada hayvanların refahına bir şey yapılmıyor.

“Hayvanlara travma yaşatılıyor”

“Ben insanların çay içerken flamingo görmek istemelerini anlayamıyorum. Geçtiğimiz sene de aslanlı kafe diye bir yer çıkmıştı. Halen devam ediyor orası. İstanbul’dan Muğla’ya kadar hemen hemen birçok benzinlikte tutsak edilmiş hayvan görürsünüz.

“Av ve Yaban Hayvanı bulundurma Belgesi’nin Bakanlık tarafından nasıl verileceğine dair bir kıstas dahi yok. Yaban hayvanı barındırmak denince benim aklıma sadece rehabilitasyon geliyor. Yaban hayvanları bu işletmelerde tedavi edilmediği gibi daha çok travma yaşatılıyor. Aynı yunus parkları gibi. İnsanlar yüzdüler yüzdüler daha sonra hepsi öldü hayvanların. Biz de hala hayvanı esir edelim ki üç tane daha fazla çay satalım derdindeyiz.

“Bakanlığın görevi insan refahı değil, hayvan refahını sağlamak. Meclis’te Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu kurulduğu. Hayvan hakları yasasını hayvan haklarından anlamayan insanlar çıkartıyor. Ne çıkartacağını bilmiyor ki o komisyon. Hayvan hakları açısından Türkiye bence tarihinin en kötü dönemini yaşıyoruz. Kimsenin hayvanı umursadığı yok.”

Özgüner: Yasal ama meşru değil

Özgüner ise Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi’yle şahıs ve işletmelerin yaban hayvanı bulundurabilmesinin yasal olduğunu ama her yasal olanın meşru olmadığını dile getirdi.

Çatalca’daki işletme için “Meşru olmayan ticari faaliyetlerden bir tanesi” ifadelerini kullanan Özgüner “Orada flamingoların hapsedilmesi, üzerlerinden ticari kazanç ve menfaat sağlanması etik bir davranış değil” ifadelerini kullandı.

Hayvan hakları konusunda topluma büyük bir görev düştüğünü dile getiren Özgüner şöyle devam etti:

“Toplumun bu tür yerleri boykot etmesi gerekiyor çünkü yaşadığımız bu çağda gelinen yer şuursuzlukta son nokta. Yani göçer durumda olan hayvanların, göçen kuşların hapsedilmesi kendini bilmemezlikten başka bir şey değil.

“İnsanları rahatsız etmesi gerekiyor”

“Yapılan davranış etik değil ve vicdana aykırı. Flamingonun yeri orası değil. Doğası gereği göç eden hayvanlar bunlar. Bu şekilde hapsedilmeleri belki devleti, bakanlığı rahatsız etmiyor olabilir ama toplumu rahatsız etmesi gerekiyor.

“Av ve Yaban Hayvanı Bulundurma Belgesi’yle Bakanlığın AVM’lere de bu tür izinler verdiğini biliyoruz. O belge de bir paçavradan ibaret. Ticari işletmelere bu belgeyle izin verilmesi bir yanlışı resmi olarak desteklemek demek.”

Birçok mekanda bu şekilde faaliyet yürütüldüğüne dikkat çeken Özgener Hayvanat Bahçesi Yönetmeliği ile bu belge arasında bir tezatlık olduğunu da dile getirdi.

“Yönetmelikte hayvanları doğal ortamına en yakın şekilde dizayn edilen yerlerde tutulmasına yönelik hüküm var. O yönden yönetmelik ve bu belge birbiriyle çatışıyor. Devlet kendi mevzuatına aykırı davranıyor. (HA)

Show CommentsClose Comments

Leave a comment